‘RUHSAL EBEVEYNLİK ATÖLYESİ’ ISPARTA’DA…

Çocuk yetiştirme serüveni, her ebeveyn için ‘ruhsal bir pratiğe’ dönüşebilir. Böylelikle çocukları büyütme işi, ebeveynin ‘büyüme’ yolculuğunun bir parçası oluverir. Kendi ruhsal yolculuğuna devam eden bir ebeveyn de, çocuklarının büyüme yolculuklarında yetkin bir rehbere dönüşecektir.

Bu atölyede;

  • Ruhsallık ve ruhsal ebeveynlik kavramını,
  • Kendi ebeveynlerinizin, ebeveynlik tarzını,
  • Kendi ebeveynlik tarzınızı,
  • Çocukların gelişim evrelerini ve ihtiyaçlarını,
  • Kişiler arası sağlıklı sınır kavramı ve deneyimi,
  • Çocuklara sınır koyma yöntemleri,
  • Çocuk iletişimde, aynalama-yansıtma yöntemi,
  • Çocuklarla ilişkide ortaya çıkan kriz durumlarından büyüme fırsatı görme ve benzeri konular yer almaktadır.
  • Katılımcı Yorumlarından Bazıları;

“İki günümüz de gayet iyiydi. Öğreneceğimiz çok şey var. Öğreniriz ve hayata geçiririz inşallah. Yeni bilgiler öğrenmeye devam. Aynalamalar yapabiliriz. Umarım çocuklarla beraber büyüyüp yaralarımızı iyileştiririz. Mutlu, huzurlu, şifalı çocuklar yetiştirebiliriz. Güzel değerli bilgileriniz için teşekkür ederim.”


“İlk defa böyle bir atölyeye katıldık eşimle beraber. Muhteşemdi. Eksiklerimizi, yanlışlarımızı görmemizi sağladı. Görünene odaklı yaşayarak, yapılabilecek ne kadar yanlış varsa yapmamıza rağmen onarımın mümkün olduğunu duymak heyecanlandırdı. Ümit geldi bana. Ramazan Bey’e bazı şeyleri fark etmemi sağladığı için ‘Allah razı olsun.’ diye ediyorum. Eminim oğlumla yaralarımızı onarınca bizim güzel enerjimizi ve dualarımızı hissedecektir.”


“Rastlantı diye bir şeyin olmadığını düşünen ve inanlardan biri olarak rastgele bu programdan haberim oldu. Umarım burada öğrendiklerimi hayata geçirebilirim. Emeğiniz ve ilginiz için teşekkür ederim.”


“Burada bulunmaktan mutluyum. İşimden feragat etmekle, çocuklarımın iyi bir birey olmaları için hem kendim hem de eşimle aramdaki ilişki için iyi ve olumlu olduğunu düşünüyorum. Topluma yararlı ve sağlıklı çocuklar yetiştirebilmek için birçok kişin, bu ve bu gibi eğitimlerden faydalanmasını isterim. Saygılarımla.”


“Ruhsal ebeveynlik atölyesinde; Çocuğumun bir çok davranışlarında kendime bakmam gerektiğini ve bana bir şeyler anlattığını fark ettim.
Çocuğumla aynalama- yansıtma diyaloğu kurarak sağlıklı bir iletişim oluşturmaya çalıştım ve olumlu yönde etkisini gördüm.
Ramazan Beye de biz ebeveynlere farkındalık oluşturduğu için çok teşekkür ederim.”


“Bir ebeveyn olarak herkesin muhakkak katılması gereken bir eğitim olduğunu düşünüyorum çünkü burada anladım evlatlarımı. Çoğu şeylerini gözden kaçırdığımı…Bundan sonra daha dikkatli elimden geldiğince iyi bir ebeveyn olmaya özen göstereceğim.”


“İlk kez böyle bir çalışmaya katıldım. Ön yargılarım vardı. Çalışma sonunda ön yargılarımın gittiğini gördüm. Bu atölyenin çocuklarımızı yetiştirme konusunda kendimizi geliştirmemize büyük ölçüde katkısı oldu.”


“Ben buraya açıkçası eşimin tavsiyesi üzerine geldim. Çoğu sorunlarımızın ebeveyn olarak kendi sorunlarımızla başa çıkamadığımızdan ortaya çıktığını gördüm. Çözüm, analiz ve konuşma, davranış tarzları açısından bizim üzerimizde çözüm ve ileriye dönük şifalı bir yol olduğunu görüyorum. Gelecek nesillerimizin sağlıklı mutlu bir birey olması için biz ebeveynlerin, kendimizi büyütmemiz gerektiğini anladım. TEŞEKKÜRLER.”


“Daha anne olmamış biri olarak katıldığım bu atölyede ebeveyn olmaya ve aslında kendim olmaya, gelişmeye, büyümeye dair pek çok noktayı keşfettiğimi ve özümsediğimi düşünüyorum. Ve atölyenin ilerideki ebeveynlik tarzıma çok büyük katkıları olacağını hissediyorum. Çocuğumla kriz yaşadığımda ne anlamam gerektiğini, görünenin ardına bakabilmeyi, kendimle ve eşimle olan durumların çocuklara nasıl yansıyabileceğini ve en önemlisi şimdiden kendim için, eşim için ve ileride dünyaya gelecek olan çocuklarım için neler yapmam gerektiğini keşfettim. Bunların yanında ailemin ebeveynlik tarzının benim davranış, duygu ve ilişkilerime olan etkisini, bunların ileride evliliğime ve çocuklarıma nasıl yansıyabileceğini ve bunların önüne geçebilmek için nereden başlayacağımı, neler yapabileceğimi çeşitli örnek ve uygulamalarla deneyimleme şansını buldum. Bu yüzden atölyenin sadece anne- babalara değil anne baba olma yolundaki adaylara da oldukça hitap ettiğini ve çok verimli geçtiğini söylemek isterim.” Okumaya devam et “‘RUHSAL EBEVEYNLİK ATÖLYESİ’ ISPARTA’DA…”

‘MUTLU VE MUTSUZ’ ÇİFTLER İÇİN, ÇİFT ATÖLYESİ YENİDEN İSTANBUL’DA

Çift atölyesi, bir eğitim ya da seminer değildir.
Çiftlerin birlikte güçlendikleri, ortak çalışmalar yoluyla, ‘özel bir bağ ve hal’ yaşadıkları iki günlük bir deneyimdir. Bu bağ, çeşitli düzeylerde fark edilir hale gelir. Böylelikle bireyler, eşi aracılığıyla ‘kendi merkezini’ bulur, yani dağılmışlıktan ve yorgunluktan kurtularak öz güvenli hale gelir ve kişisel dayanıklılığını artırmış olur. ‘Merkezlerini-öz güvenlerini’ bulan, çocukluktan gelen yaralarını iyileştiren ve dayanıklılığı artan bireyler, eşleriyle çok daha derin ve farklı bir ilişki yaşamaya başlarlar.
Tıpkı workshopa katılan bir eşin dediği gibi; “Sadece eşimle benim bildiğim, başkasına anlatılması mümkün olmayan, birbirimizle göz göze geldiğimizde bile anladığımız bir şey bu. Tarifi ve adı yok!”

Workshoptaki çalışmalar yoluyla, eşler kendi kişisel dayanıklılığını artırdığı gibi, zor zamanlarla başa çıkmak için etkili ve basit yollar deneyimler.
‘Evliliğin anlamı’ nın yeniden belirginleştirilmesi çalışmalarıyla da (Aile Hayat Ağacı), ilişkinin çatısı güçlendirilmekte ve böylelikle ailenin gidebileceği yol güçlendirilmiş olmaktadır. Eşlerin ortak hayalleri canlandırılır.
‘Yeniden derinlik kazandırma’ çalışmalarıyla ise, ihtiyaç duyulduğunda ‘bağ’ı güçlendirmek ve ilişkide derinlik kazanma becerisi geliştirilmektedir.
Bunlar gibi daha bir çok özel çalışmayla evliliğin büyülü dünyasının derinlikleri keşfedilmektedir.

Eğitimin Zaman Planlaması Nasıldır?
Workshop çift çalışması bir hafta sonu, iki gün gerçekleştirilmektedir. Çalışma saat 10:00‘da başlayıp 19:00‘da bitmektedir.

Atölyenin ilk birkaç saati, öğleye kadar bilgi ağırlıklı gitmekle birlikte diğer vakitlerde herkes kendi eşiyle baş başa çalışarak deneyim yaşamaktadır. Bu çalışmalar grup halinde olmadığı için çiftlerin mahremiyetleri korunur.

Katılımcı Yorumlarından Bazıları;

”Aile olmanın gerçek mutluluğunu, bağlılığını, samimiyetini, sıcaklığını gördüm, yaşadım. Yirmi bir yıllık evliliğimiz farkına varamadığımız yönleriyle bir hazine sandığı ise Ramazan Bey çift atölyesi ile bize o hazine sandığının anahtarını, eşimde en kıymetli mücevherini sundu. Boşanmak üzere olduğum bir evliliğim vardı. Ben bu atölyede evliliğin sağlam kökler ve gövde üzerine bina edildiğinde yaprak çiçek ve meyveleri dökülse de sonbahar, kış yaşansa da, fırtınalar kopsa da yeniden yeşereceğini gördüm. Ağacın kökleri çürümeye yüz tutsa bile (”boşanmaya karar verdim, artık son noktaya geldim.” dediğimi düşündüğüm an da bile) fark ettim ki; kökteki, çekirdekteki program nasıl (koşulsuz sevgi ile) köklenip büyüyerek mutlu bir evliliği meyve veriyorsa, ağacın meyvesinin içindeki çekirdeğin programıyla (koşulsuz sevgiyle) tekrardan toprağa ekilip yeniden güçlü bir evlilik oluşabileceğini gördüm. Kalbin içinde bütün tohumları barındırdığını (sevgi, aşk, öfke, nefret kin, merhamet, şefkat) ancak siz toprağa hangisini ekerseniz toprağın size onu sunduğunu gördüm. Otuz altı yıllık hayatım bir labirentse, çift atölyesi ve terapiler çıkış yollarını gösteren bir harita oldu benim için. Ramazan Bey’e çok teşekkür ediyorum. Bize kazandırdıkları, yaşattığı, bu güzel dolu dolu unutulmaz geçen iki gün için.”


“Atölye çalışmalarına eşim tarafından silah zoruyla ve kandırılarak getirildim. Tıp doktoruyum. 21 yıllık evliliğim masaya yatırılacakmış. Şimdiye kadar karakola düşen bir işimiz olmadı,( Filistin askısı ve boks maçları dışında pek bişey olmadı 😀) …. Başta , ne olduğunu anlamaya çalıştım, baktım fena değilmiş, interaktif model ufaktan zorladı ama olsun, yeni evli çiftleri ve içinde bulundukları durumu görünce Rabbime şükrettim. Evlilik kutsal , eşinizi Allah’ın emaneti olarak alıp , o pencereden bakarsanız sorun yok, diğer tüm düşünüşler , laf salatasından ileri gidemiyor… Atölye çalışmaları çok iyi düşünülmüş ve planlanmış, benim için bir farkındalık oluştu , 21 yıldır söyleyemediğim ve beni rahatsız eden şeyleri , mayınlı arazide dolaşarak , kırmızı çizgileri belirtme fırsatı oldu. İyiydi, iyi geldi… ben en az 10-15 bardak çay içerken eşimin az çay içtiğini biliyorum ama 1 tane çayı benim zorumla içtiğini fark ettim…. basit bir şey ama önemli.. seansın sonunda ki bağırma sahnesi olmasa daha da iyiydi.. tüm ekibe kandırılarak getirilmiş biri olarak , teşekkür ederim , güzel bir hafta sonu ve farkındalık oluştu.. yeni model çalışmalar olursa yeniden , bu sefer kendi isteğimle katılabilirim ,,; iyi ve hayırlı çalışmalar dileğiyle…”


“Bu sadece bir evlilik semineri değildi aslında.. program adım adım işlenen ve sonuca götüren bir program. ‘bir bütün olarak’ program çok güzeldi..Çok verimliydi.. sadece çiftler katılıyor çünkü uygulamalı bir program bu. Bu nedenle yalnız katılım yararsız.. Atölyenin Çok boyutları var aslında..Ruhi, psikolojik,manevi, ilişkisel, sistemik…
Kullanılan müzikler, gerçek mutluluk NEŞE saçıyor gibi dinledik ve gerçekten öyle oldu.. Mutlu insan, mutlu aile neşe saçar.. Mantık buydu aslında..
Normalde erkekler ders almaktan hoşlanmaz; işte burada ders almıyor ama anlıyorlar… Çünkü dikte edilerek bir şey verilmiyor.. içlerindeki cevherler ortaya çıkıyor..Herkes kendine dönüp evet bende hata varmış sonucuna varıyor bir şekilde..Ve bu kişiyi kendini düzeltmeye götürüyor.. Kadın-erkek herkes derin bir duygusallığa ulaşıyorlar. Ve en önemlisi Rabbimizin bize tavsiye ettiği, ‘Evlilik nedir?’ bunu anlıyorsunuz..Tabi ki uygulamada nefse ağır gelen çok şey dinliyorsun, ama sonunda ‘evet bunu kendim için yapmak zorundayım’ diyorsun.. ‘Hayat ve Evlilik sınanmadır. Kendini eğiten evlilik cennetini Yaşar, cennete gider..’ Bu iki şeyi: bilimsel, manevi ve de uygulamalı öğreniyorsun.. Ve KELİMELERİN gücü..Bunu öğreniyorsun.. Ettiğiniz her kötü ya da iyi söz size döner olayını uygulamalı öğreniyorsunuz..Ve Özel tekniklerle ruhunuzda rahatlama hissediyorsunuz..Yani gerçekten bu sadece bir AİLE SEMİNERİ değildi…😉😉
Anlatılarak deneyimlenecek bir şey değil gerçekten..Ama öğrendiğin ve başkalarına anlatabileceğin çok şey oluyor..ve en önemlisi 40 yıl evli kalanların tecrübesiyle eşinizle 2 gün hiç ayrılmadan yan yana oluyorsunuz ve bu ancak yaşanarak anlaşılacak bir deneyim..
Erkekler hep şey dediler: ‘Eşimin ısrarıyla geldim ama iyi ki gelmişim.. Nasıl bu kadar uzun süre böyle kaldık bizde anlamadık ,zaman, çok hızlı geçti.’ dediler..gerisini siz düşünün☺”


”Birbirimizi çok seviyorduk. Doğru düzgün kavga bile etmemiştik yirmi yıllık evliliğimizde. Çift atölyesine ‘İlişkimiz daha iyi olabilir mi?’ acaba diye katıldık. Bu iki günde ikimiz de gördük ki; bir olmadan çift olunmuyor, çift olmadan da bir olunmuyor. Ve insanın kendisinin dahi farkında olmadığı yaralarını eşinden başka kimse bulup iyileştiremiyor. Böylesine ruhsal bir doyum, böyle içten yakınlaşma yaşamamışız yirmi yılda. Kendim, eşim ve evliliğimiz için yapabileceğimizin en iyisiydi bu atölye. Bize edindirdiği muhteşem kazanımlar için Ramazan Bey’e ve tüm emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum. Bize bu yolu açan, karşılaştıran Rabbime de sonsuz hamdüsenalar olsun.”


“Çift atölyesi hayatıma tam ihtiyacım olduğunda girdi. Sıkıntılarımız vardı, sıkıntılarımızı çözme noktasında ne yapacağımızı pek bilemiyordum. Çift atölyesi yapılacak diye duydum. İki gün boyunca yoğun ders alacağımızı düşünüyordum (Hatta kağıt kalemle gittik).
Eşime söyledim, pek katılmak istemedi. Ücreti fazla buldu.
Fakat programa katılmazsak sorunların daha çok büyüyeceğinin farkındaydı, biraz gönülsüz, biraz korkuyorduk. Başkalarının yanında aile sorunlarımızı dile getireceğimizi zannediyorduk. Fakat düşündüğümüz gibi olmadı.
İlginç bir deneyimdi. Sorunları ortaya dökmeden, çözüm yollarını öğrenmemiz anlatılacak değil yaşanılacak bir tecrübeydi. Sadece sorunlu ailelerin değil, bütün evli çiftlerin katılması gereken bir program.


Çift atölyesinden unutamadıklarım; eşimi tanıdığımdan beri hiç gözlerimin içine bu kadar uzun süre bakmamıştı. O kadar uzun baktı ki, beni ağlattı. İlk gün öğlen olduğunda benim yüzüm öyle gülüyordu ki, ağzımı kapatamıyordum. Eşimden öyle enerji alıyordum ki, dişlerim hep görünüyordu. Atölye boyunca genelde bu şekilde idim.
Atölyede izlediğimiz bazı videolar oldu. Bu videolarda kendimle ilgili bazı yönleri fark ettim. Kendimi ve eşimi tanımaya başlıyordum. Evliliğin akıl-mantık yerine biraz daha duygu yoğunluğu istediğini fark ettim. Ayrıca kelimelerin gücünü de gördüm ve konuştuğumuzu zannederken aslında kelime kalabalığı yaptığımızı fark ettim. Az kelime ile daha kaliteli, seviyeli konuşmayı öğrendik. Gelecek için birlikte hayal kurmayı öğrendik. İki farklı birey olup da birbirimizi tamamladığımızı fark ettik. Çift atölyesi bittikten sonra, harcadığımız zamana, paraya fazlasıyla değdiğine inanıyoruz. Ayrıca nasıl oldu da bu kadar yorulduk bilemedik.
Evliliğimizin en mutlu iki ayını atölyeden sonra yaşadık. En ufak bir tartışmamız olmuyordu. Çocuklarımız bile bizdeki bu farklılığı fark ediyordu. Ramazan beyin bize öğrettiği bazı taktikler vardı. Bunları yapmadığımız için küçük atışmalarımız olmaya başladı. Yine de aile hayatımız çok toparlandı.
Atölye esnasında dinlediğimiz bir müzik vardı. İnternetten o müziği arada dinleyip o günleri hatırlamak bile iyi geliyordu. Böyle bir deneyim yaşadığım için çok mutluyum, herkese tavsiye ederim.”(Kadın-45 yaş)


“Biz atölyeye katıldığımız zaman yeni evliydik. Öyle çok büyük sıkıntılar yaşayacak kadar ilerlememiştik birlikte olduğumuz hayatta. Ama kesinlikle gidilmesi gereken bir program. Gerçekten eşinizle yeniden tanışmak için mükemmel bir şans. İki günlük süreç hem çok eğlenceli hem de gerçekten çok faydalı oldu bizim için. -Hiç bir şey kazandırmasa ki kesinlikle kazandırıyor- en kötü durumda, eş ile iyi ve kötü konuları nasıl konuşursunuz ve birbirinize olan sevginizi saygınızı nasıl karşı tarafa hissettirirsiniz onun anladığı şekilde bunu kazandırır insana. Gidilmesi gereken bir atölye.” (25 yaş- kadın)


“Nasıl anlatılır nasıl ifade edilir cümleler yeterli gelir mi bilemiyorum. Ama bu atölye mucize gibi bir şey. Artık kendinizi anlatmak için çırpındığınız, eşinize erişebilmek için bütün yolları denediğiniz günler geride kalıyor. Bir bakış ne çok şey anlatırmış da meğer biz bilemezmişiz. Artık ardı arkası gelmeyen cümleler kurmaya gerek duymuyorsunuz. Bu Atölyede eşinizle yeniden tanışıyorsunuz ve ilk günkü taze ve umut dolu duyguları yeniden yaşıyorsunuz ve bu da çocuklarınıza öyle güzel yansıyor ki. Yuvadaki huzurun sükunetin tadına doyum olmuyor. Yazık olmasın kimsenin yuvasına, yazık olmasın kimsenin çocuklarına ve yazık olmasın gelecek nesillerimize. Her şey bir adım atıp bir şeyleri değiştirmeye karar vermekle başlıyor. Biz bu adımı bu atölye ile attık ve birbirimize yeniden aşık olduk. Dünyadaki cennet hayatı bu olsa gerek.” (34 yaş-kadın)


“Sanırım ikinci kez katılsak yine aynı heyecanla ve mutlulukla katılırız. Ailemizdeki iyilik hali devam etmekte. Keşke diyoruz daha önce katılsaydık da yazık etmeseydik geçen zamana. Evliliğinde sorun yaşayan herkese tavsiye ediyorum. Atölyeye başladığınız nokta ile bittikten sonraki durumunuz arasında çok ciddi farklar oluyor. Yuvamız ve çocuklarımız için yaptığımız en büyük iyilikti. Her şey için teşekkür ederiz Ramazan hocam. Allah size hep güzellikler yaşatsın!” (34 yaş- kadın)


“Çiftler bu atölye çalışmasına katılmalı; çünkü bu işin bir matematiği varmış:)”
“Bu çalışmada gördüm ki, beni yaralayan eşim değil, ben zaten yaralıyım… Eşim benim ilacımmış…” (50 yaş-erkek)


“Atölye çalışmasıyla anladım ki; Biz aslında birbirimizi seviyormuşuz…
Eşler arasındaki duygular ölmüyormuş…” (39 yaş-erkek)
“Atölye sonunda evliliğe daha güzel bakmaya başladım ve pek çok fikrim değişti. Çok büyük sorunların aslında kolayca çözülebileceğini gördüm.” (29 yaş-kadın)


“Bu atölye çalışması için ‘aile kurtarıcı’ diyebilirim. Buraya her çiftin gelmesini isterim.” (31 yaş-kadın)


“Evliliğimiz çocukluğumuzdur diyebiliriz bu atölye için. İnsanın çocukluğunu hatırlayıp bugünle bağlantılı olması çok şaşırtıcı ve ilginç.. Evlilikte yaşanan problemlerimizi çocukluğa yani kendimize dönerek çözebiliriz…” (44 yaş-erkek)


“Bu atölye çalışması hayatımızda çok gizli belki de üstü kapalı bazı duygularımızın açığa çıkmasına neden oldu.” (32 yaş-kadın)


“2 günlük bu atölyede eşime odaklanmayı ve onunla kuracağım sağlıklı bağın her şeyi çözmeye yeteceğini gördüm.” (30 yaş-kadın)


“Atölye çalışması ailecek herkesin ihtiyacı olan ve olması gereken bir çalışmadır. Bu çalışmada hem kendini hem eşini farklı bir açıdan tanımak, eş olarak birbirini sorgulamak yerine birbiri ile diyaloğa girme yöntemidir. İki günlük süre nasıl geçtiğini anlayamıyorsun. Çalışmaya girmeden önce bir tedirginlik ve mutsuzluk var, katılım başlar başlamaz bir enerji ve mutluluk başlıyor. Parası ilk başta acıtıyor. Sonra ise hem değdiğini hem de daha yüksek olsa idi yine de değerdi diye düşünüyorsun. Kıymetli olunca maddi kısmı akılda kalmıyor. Benim için ilklerden bir deneyim idi. Her ikimiz için de yeni bir heyecandı. Çalışmada birbirini küçük düşürme ya da eleştirme bulunmuyor; olacak olsa hocanın müdahalesi ile olması gereken ile doluyor. Çalışma sorunlu olanlara yönelik diye bir algı var; aksine herkes kendi yaralarını öğreniyor. Ve tedavi etme yol ve şeklini öğreniyor. Şahsen hem kendim hem de eşim lezzet aldık ve şunu fark ettik; boş yere çok değersiz konular ile birbirimizi yaraladığımızı ve çıkılmaz duruma getirdiğimizi gördük. Başka bir zaman kendimi anlatsa idim eşim beni bu kadar hem dinlemez idi hem de anlamaz idi, ama burada bir şey oluyor (tarifsiz ) ne oluyor bilmiyorum. Kısacası ne kadar anlatsam da mutlaka bir tarafı eksik kalacaktır. Çünkü bunun için de hisler yok, duygular yok, ancak katılarak görerek ve yaşayarak tadmış olacaksınız. Herkese ve özelikle yeni evlilere bire birdir. Çok çarpılmadan bu çalışmaya katılın, ciddi bir rahatlama var bilesiniz!” (42 yaş- erkek)


“Eşime yeniden aşık oldum.”(28 yaş-kadın)

Okumaya devam et “‘MUTLU VE MUTSUZ’ ÇİFTLER İÇİN, ÇİFT ATÖLYESİ YENİDEN İSTANBUL’DA”

AKIL ve KALB

‘Akıl/mantık/zihin’, eleştirmek/analiz-sentez yapmak, ayırmak ayrıştırmak,kümelemek gibi işlevleri yerine getirir.
‘Kalb /gönül’ ise ‘takdir etmek, onurlandırmak, her şeyi bir ve bütünlük içinde görmek, zevk etmekle’ ilgilenir. Akıl eleştirir, kalb takdir eder, onurlandırır.
Akıl böler, parçalar. Kalb, birleştirir, bütünleştirir.
Akıl dışa doğru bir ‘çaba/uğraş’ ister. Kalb ‘içten’ bir bekleyişe, bir sezişe, bir doğuşa durur.

Aklın işi suya yansıyan bir gölgeyi görmek, idrak etmek gibi iken, kalbin işi sudaki yansımayı zevk etmek gibidir.
Günümüz insanı ‘salt akıl insanı/rasyonel akıl insanı’ olduğu için bildiği en iyi şey ‘eleştirmek’, ‘bölmek’, ‘ayırmak’ oluyor.
Kalb merkezli kişiler ise, her şeyi takdir ediyor, beğeniyor, adeta kabulleniyor.

Akıl insanı takdirden yoksun, kalb insanı ‘an’lamaktan.
Tarlaları bir birinden ayıran sınıra ‘añ’ derler. ‘Ayıraç veya çit’ anlamındaki manaya kadar gidiyor etimolojik olarak ‘anlamak’. Bu yüzden aklın aktif hizmetkar olmadığı bir kalb, hakikati ‘añ’layıp ayırarak zevk edemiyor.
Takdir edip onurlandığı Bütünün ‘içeriğini, tafsilatını, parçalarını’ idrakten ve zevkten mahrum kalıyor.
Kalbi reddetmiş, ‘dünyasından’ kovmuş bir akıl ise, yaptığı en iyi şeyin (ayırma, parçalama, eleştiri) içinde darmadağın, paramparça oluyor.
Takdir, onurlandırmaktan mahrum.


Aydınlanmanın Rasyonel akla indirgenerek, ‘entelektüel’ zihinlerin hakim olduğu günümüz insanı olarak takdir etmiyoruz, edemiyoruz. İçimizde (aslında kafamızda) bir yargıçla dolaşıyoruz sadece. Her şeyi yargılayan, eleştiren, hiç bir şeyi ‘içtenlikle’ beğen(e)meyen bir kişi olarak.
En yakınlarımızı bile takdir edemiyoruz, beğenmiyoruz kolay kolay. Sürekli bir eleştiri! Çünkü eleştirel/analitik bır akla tâbiyiz artık.

Rasyonel aklımız her köşeye at koşturuyor adeta. Koşturuyor, koşturuyoruz; durup DİNLEnmeden, YAKINLAŞIP Bağ kuramadan.
Durmayınca da içine giremiyoruz kalbin. Aklın mahareti ayırmak, bölmek, kümelemek; kalbin mahareti birlemek (tevhid-vahdet-birlemek), bütünlemek.
Rasyonel Akla (egosal zihne) tabi yaşamanın neticesi takdir ile onurlandırılmış bir ömür yerine, rasyonel aklın ‘yalnızlığa-ayrılığa’ mahkum olarak yaşamak..
‘Akleden bir Kalb’i olmalı insanın.

‘ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM?’

Antalya’da ki sevgili ebeveynler;

Çocukların gelişim evrelerinin özellikleri ve çocuğa yerinde sınır koymanın ebeveynler için ehemmiyet taşıdığını biliyoruz. Bu söyleşide sağlıklı kural koymanın çocuk ve ebeveyn için önemini, çocuğa karşı nasıl tutarlı davranılabileceğini, çocukların gelişim evreleri ve özelliklerinin önceden bilinmesinin  hem ebeveynin hayatını, hem de çocuğun hayatını nasıl kolaylaştırabileceğini ve bunlara dair konuları  konuşacağız.

Çocuklarınız büyürken nelere dikkat etmeniz gerektiği konusunda bilgi sahibi olmak, farkındalık kazanmak için 3 mayıs  cuma günü saat 14:00’te sizleri bekliyoruz.

‘RUHSAL EBEVEYNLİK ATÖLYESİ’ TEKRAR İSTANBUL’DA

Okumaya devam et “‘RUHSAL EBEVEYNLİK ATÖLYESİ’ TEKRAR İSTANBUL’DA”

Çiftten Bir’e Atölyesi

Çiftten Bire İyileştirici ve Güçlendirici Çift Atölyesi İstanbul’da yeniden “Eğer,
İlişkiniz iyiyse ve ilişkinizi bambaşka ufuklara taşımak istiyorsanız,

İlişkiniz tatsız gidiyor, ayrılığa yaklaştığınızı hissediyor ve ilişkinize bir şans daha vermeye çalışıyorsanız,

Denediğiniz bütün yollara rağmen, ilişkinizdeki bazı şeylerin sorun olmasına engel olamıyorsanız,

Bir ebeveyn olarak, çocuklarınız için sağlıklı, besleyici, tatmin edici bir ortam oluşturmak istiyorsanız

Bu atölye sizler için hazırlandı!

Tarih: 16- 17 Mart 2019

Saat: 09.00-19.00

Eğitim Yeri: Daha sonra ilan edilecektir.

Ücret: 25 Şubat tarihine kadar yapılan erken kayıtlarda 850 TL, 25 Şubat tarihinden sonra yapılan kayıtlarda 1000 TL’dir.

Bilgi ve Kayıt: 0507 767 28 10

Bir katılımcı yorumu:

“Biz evliliğimizde sorun yaşadığımız bir dönem de tanıştık Ramazan beyle. Çift atölyesine (…) katılmak için karar verdim. Eşim biraz sıcak bakmadı. Ancak daha sonra benim de çekindiğim bazı konular oldu; toplu halde olacağız, bizden başkaları da olacak nasıl olur? gibi.. Sonra katıldık ve iki günün sonunda çok farklı ayrıldık ordan.
Atölyeye dair şunları söyleyebilirim: öncelikle kimse diğer bir çiftle ilgilenemiyor, hatta eşine bile yoğunlaşmaktan çok kendine dönüyor ben napıyorum? Nasıl bu evliliğe olumsuz katkıda bulunuyorum? gibi ve neden eşimin davranışları bana bunu hissettiriyor? Kendimizdeki yaralarımıza odaklanmak için büyük bir fırsat ve orda aynı zamanda eşimizin duygularını anlamaya odaklanıyoruz. Temelde sorumluluk alıyoruz ve payımızı görüyoruz.
Ramazan hocanın bahsettiği bir konu beni hep yaşadığım döngüsel kavgadan alıkoydu. “Ayrıldığınızda ve buluşup paylaşmadığınızda acıyı, kendi cehenneminizde kalıyorsunuz.”
İşte bu söz belki de en çok etkileyici olanıydı. Yani küstüğümüzde kavga ettiğimizde ve acıyı doğru şekilde paylaşmadığımızda kendi cehennemimizde yanıyorduk, bir türlü buluşamıyorduk. Çünkü her kavga da aslında kendimizle ilgili bir yara vardı ve bu bizim cehennemimiz oluyordu. Buluşmak ve acıya rağmen bir arada durmak yarayı iyileştirmek ve gelişmek için bir fırsattı.
Nasıl hangi sözlerle birbirimizin canını acıtacağını ve hangi sözlerle kırık kalbi onarabileceğimizi öğrendik. Koşulsuz kabul belki değil ama koşulsuz anlamanın yolunu farkettik. Neden evlendiğimizin yanıtını bulduk ve birlikte gelişmenin yolunu…
Sınanmış bir evliliğe sahip olduk.
Hiç sorun olmayacak diye bir şey yok ama en azından büyük tepkiler olmayacak ya da çözüm için gönüllü olacağız ve hem iyileşeceğiz hem bir arada kalacağız.
Atölyedeki müzikler, örnekler hocanın anlatımı ve yorumları da eşsizdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum.
Bir çok çiftin katılıp kesinlikle şifa alması gerektiğini düşünüyorum bu atölyeden ve bir an önce daha fazla yaygınlaşmasını diliyorum.”
K. 27.

Çocuk Dünyası ve Çocuklar için İyileştirici Oyun Atölyesi

 

Ruhsal Ebeveynlik atölyesinin bir devamı niteliğinde olan, Çocuklara Oyun yoluyla yardım içerikli 1 günlük Çocuk Dünyası ve İyileştirici Oyunlar Atölyesi İstanbul’dan sonra şimdi Antalya’da…

Çocuk dünyasına inmeyi ve oyun yoluyla çocuğa oyun yoluyla yardım etmeyi isteyen ebeveynler için hazırlanan atölyede çocuklar için iyileştirici oyunlar oynanarak uygulamalı şekilde bir çalışma gerçekleştirilecektir.

Çocuklarınızla iyileştirici oyunlar oynamaya ne dersiniz?

Tarih: 10 Mart 2019 (Pazar)

Saat: 09:00- 18.00 arası

Yer: Antalya

Ücret: 28 Şubat tarihine kadar yapılan erken kayıtlarda 150 TL, 28 Şubat tarihinden sonra yapılan kayıtlarda 200 TL’dir.

Detaylı bilgi ve kayıt için: 0507 767 28 10

Çocuk Dünyası ve İyileştirici Oyunlar Atölyesi Katılımcı Yorumlarından Bazıları:

“Çok eğlenceli ve verimli bir atölyeydi. Hem eğlendik hem ne tarz oyunlarla çocuklarımızın hayatına katkı sağlayacağımızı öğrendik. Aslında onlarla oynarken kendi yaralarımızın da şifa bulacağının farkına vardık.Teşekkür ederim. 😊

“Hem eğlendik hem öğrendik eğitim sonrasında da çocuklarımızı eğlendirdik😊 cocukların keyif alarak ve en önemlisi anne babasını hissederek oynayacakları oyunlar için teşekkür ederiz.”

ÇOCUKLAR VE BABALARI

Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum.

Yıkadılar, aldılar götürdüler

Babamdan ummazdım bunu, kör oldum.

Siz hiç hamama gittiniz mi?

Ben gittim; lambanın biri söndü.

Gözümün biri söndü kör oldum.

Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak,

Şöylemesine maviydi kör oldum.

Taşlara gelince, hamam taşlarına;

Taşlar pırıl pırıldı, ayna gibiydi.

Taşlarda yüzümün yarısını gördüm.

Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü,

Yüzümden ummazdım bunu kör oldum.

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Cemal Süreyya

“Mehtaplı bir geceydi. Önde babam, ardımda anam… Babamın peşi sıra gidiyor ve toprakta oluşan ayak izlerine basmaya çalışıyordum. İnsanın ardı sıra gidebileceği bir babasının olması ne harika bir şey” dedi ve ekledi; “Ama…”

Günümüz ailesi ‘babasız’ ne yazık ki…  Tabii ki de bir babaya sahip. Ne ki, görevlerini, sorumluluklarını, dahası babalığını başkasına devretmiş olarak var. En çok da anneler hem  anne, hem de baba olarak var olmaya çalışıyorlar. Sonuçta onlar da, babalık yapmaya çalışırken, annelikten de oluveriyorlar, babalığı da yapamıyorlar.

Oysa babalık, kolay kolay devredilemeyen bir şey. İnsan bir kere baba oldu mu, artık sonsuza kadar baba… Bu görevin bir kısmını anneye, bir kısmını öğretmene, diğer bir kısmını hocaya, öbür kısmını ekrana (tv, bilgisayar, telefon, vs), daha bir büyük kısmını paraya bırakmakla babalıktan sıyrılamıyor. Dağ gibi durmakta orda hala.

Baba olmakla, babalık yapmak apayrı şeyler halbuki. Çocuğumuz doğunca baba oluveriyoruz; babalık yapmış olmuyoruz. Doğumuyla bizi sonsuza kadar değiştiren, baba yapan o minik yavrucak, bizden de bir isteği var yaşamının büyük kısmında, hatta yaşadığımız sürece; Babalık icra etmemiz.

Çocuklar, izlerini takip edebileceği ebeveynler ister çok şeyden önce. Gücüne ve koruyuculuğuna şahitlik edebileceği babalar ister. Ebeveyninin sevgisinden daha çok kendi sevgisinin anne-babasına ne kadar da iyi geldiğini görebilmeyi ister. Aslında çocuklardan daha çok bizim onlara ihtiyaç hissettiğimize şahitlik etmek ister. Bu ihtiyaçları yalnızca annesinden ve ya bir başkasından alıyor olması da yeterli olmamaktadır. Çocuğun dünyasında kim varsa beklenileni yapmalıdır. Vefat eden babanın olmayışını bir çocuk kabullenip bir şekilde bunu tolere edebilirken, hayatta olduğu halde OLMAYAN bir babayı kolay kolay hazmedememektedir.

İmam Gazali’nin ifadesiyle; ‘Çocuk babadan Allah’ın celalini, anneden de cemalini’ öğrenmektedir. Çocuğun celali öğrenebilmesi için de, babanın yaşamına şahitlik edebilmelidir. Günümüz hayatında genellikle, çocuklar gün içinde babalarını görmemekte, hatta bazı çocuklar babasının ne iş yaptığını bile bilmemektedir. Çocuk ve baba birlikteliği ise sadece akşamın belli saatleri ve tatil günleri mümkün olmaktadır. Bu şartlarda, çocuğun celal sahibi, kural koyan ve bunu uygulatan, otorite sahibi yani alanında güvenilir, sözü dinlenir bir kişi olan babayı tecrübe edebilmesi için, babaya her zamankinden fazla iş düşmektedir. ‘Olmayan’ bir babaya mukabil, ‘olmak’ demek despotlukla zulüm ve sertlik demek de değildir. Her şeyden önce, belki de yavrusunun varlığından hoşnut olabilme, bu nimetin kadrini kalbinin en derununda yaşayıp bunu gözleriyle evladının gözlerine akıtabilmek, yaşamına girdiği için onunla onur duymak ve bunu ona sunabilmektir baba ‘olmak’. Bu hal ile birlikte evladının yaşama sanatını öğrenmesi esnasında en yakınında olabilmektir.  ‘Evladıma, ihtiyaç duyduğu baba olacağım!’ niyetine bürünebilmektir. Bu niyeti sulamaktır yavrusunun sevinçleriyle.

“İnsanın ardı sıra gidebileceği bir babasının olması ne harika bir şey. Ama bilmiyorum ki ben ardından gelinecek bir baba mıyım? Değil mi ki; İnsanın babaya, sadece doğmak için ihtiyacı yok!”